KÜÇÜK AĞA


Şu zamana kadar hiç dizi izlediğini görmediğim oğlum; bir kaç gün önce, 'Küçük Ağa' diye bir diziden bahsediyordu. Şubat tatilinin son günleri tekrarını izledi. Dizinin hangi gün başladığını araştırdı. Ve arkasından her gün 9:00 da yatan Kerem Bey, 'Salı günleri  bu diziyi izleyip yatabilir miyim' dedi.
 Ne diyebilirdim ki?  Tabi ki 'peki' dedim.
Sürekli minecraft adlı bilgisayar oyununu oynayan Kerem, boş vaktinde bir tv dizisi izlemeye hazırlanıyordu. Kerem'in tv izlemesi, üstüne bir de  dizi izleyecek olması hoşuma gitmişti aslında...
Ve ben de bir dizilik vakit yaratmaya karar verdim kendime. Amaç oğlumla paylaşımlarımızın sayısını arttırmaktı.Anneliğim tuttu.
1.bölümün tekrarını açtım. Önden izleyeyim, 2. bölüme hazırlanayım dedim. Bu dizi nedir, neyin fesidir derken, ben ŞOK. Şok üstüne şok. Küçük Ağa, 'Öyle bir geçer zaman ki' dizisinden tanıdığımız sevimli Osman ama, bu çocuk, bir cinayete mi tanık olmuyor, suçlular bunu fark edince Küçük ağayı takip mi etmiyor, evde tek başınayken, bu çocuğu kaçırmaya mı gelmiyorlar, çocuk annesine ve babasına bir türlü ulaşamıyor ve çareyi, evden bir şekilde kaçmakta buluyor. Kaçarken kendini Harem otogarında buluyor. Aklına Urfa'daki ağa olan dedesi geliyor.Urfa otobüsüne biniyor. Katiller onu görüyor. Küçük Ağa otobüsten inip saklanıyor. Bileti de almış. Son anda bagaja atlayıp gidiyor.
Travma üstüne travma çocuğun yaşadıkları...
Orada dedesine ulaştırıyorlar çocuğu. Çocuğun imgeleminde sürekli cinayetin işlendiği anın görüntüsü... Ve daha akla mantığa zararlı bir sürü şey....
Kerem, şu yaşına kadar korku nedir bilmedi. Evde bir başına kalmak istedi. Tamam dedik. Kendi başına yattı. Hayalet terimi ona hep komik geldi. ''Anne, adı üstünde 'hayal et' diyoruz'' diyen oğluma, ya yepyeni bir duygu hakim olmaya başlarsa endişesi içerisine girdim.
Bi de Kerem artık büyüyor. Hayatın gerçekleriyle eninde sonunda yüzleşecek, her şeyi toz pembe gördüğünü bilerek ona siyahı tanıtmamak bu saatten sonra bir hata mı? Kendisinin o küçücük  sanal dünyasının içinden çıkamadığı için rahat olmam, ona yapacağım bir haksızlık olmaz mı?
Ben anneyim. Evet, Anneliğimin 9. yılına girmeme rağmen, farklı bir duygu hakim bu aralar. Biraz farklı düşünmeye başlıyorum sanki. Çünkü o büyüyor. Ona sürekli korumacılık yapan bir anne olmak istemiyorum. Hayatın gerçeklerini öğrenecek. Arkadaşlarından, televizyonlardan, gazetelerden... Ama şöyle kendime bakıyorum. Haberleri izlerken sürekli, kocama 'kanalı değiştir' modundayım. İntihar haberleri, cinayet haberleri, tecavüz haberleri... Ve düşünüyorum. Kerem bu haberlere hiç şahit olmadı. Bu 9 yıl boyunca rengarenk bir hayat tanıttım ona... Ve şimdi siyahı da görmesine izin vermeli miyim?
Off, bunca işim gücüm var iken, hepsini bir kenara atmakmış galiba annelik... Buna vakit ayırıp, aylardır yazmadığım bloguma yazmakmış...
Uzun lafın kısası  ne yapmam gerek? Hadi bana akıl verin.

3 yorum:

Erer Gümüş dedi ki...

tebrikler...

MİSİ dedi ki...

:)

köşe yazarları dedi ki...

güzel yazı teşekkürler.

Yorum Gönder