PARA KAZANMAK İSTEYENLER BURAYA

                                                        

                           http://tr.fanslave.com/?ref=296202

Evet, bu adrese tıklayın, kaydolun, facebook sayfanız varsa şayet, burada nakit para kazanabiliyorsunuz,  bence siz de bi bakın derim. Hiç te mantıksız gelmedi.
Yapmamız gereken bize önerdiği sayfaları beğenmemiz. Ne kadar basit değil mi? Bu sayfalar, beğenilmek isteyenlerin sayfası tabi ki...
Kazandığınız kredileri facebook sayfasında hayran sayınızı arttırmak için de kullanabilirsiniz.
Ve kendi sayfanızdan yönlendirdiğiniz arkadaşlarınızın da beğenileri kazandırıyor.
Siz belki biliyordunuz, ben yeni gördüm ve paylaşmak istedim. Herkese iyi şanslar, bol kazançlar:)

BENİM YAKIŞIKLI PERİ


Çoraplarımın hepsi kaçık... Benim gibi:) Ne olacak benim halim? Bir günlük çorap benimkiler. Çoraplar,bacaklarıma  dayanamıyorlar. Ya da bacaklarım günübirlik ilişkileri seviyor.
Hafta başında 5 çorap almıştım. Bugün düğüne gidecektim. Giyindim, kuşandım, bi de baktım, çekmecede çorap kalmamış. Ve çevrede bir çorapçı yok. Saat 19:00 da hazır olmalıyım. 1 saat kalmış. Peri, sihirli değneğiyle 5 tane çorabı tuttu fırlattı.
Bu peri benim baloya yetişmemi sağladı.
Giderken bana;
-'Çok geç kalma, 9' da burada ol, çocuklar uyuyacak' dedi.
Tam 21:00 da evimde oldum. Büyü bozulabilir, bu peri kızgın bir canavara dönüşebilirdi. Bir baktım perim, çocukları uytmuş, nescafelerimizi hazır etmiş, mısır patlatıyor. 'Bugün eurovision var' diyor. Hemen üstüme rahat bir şeyler giyinip, geliyorum, kahvelerimizi içiyoruz, şarkıları dinliyoruz, beğendiklerimize puan veriyoruz. Peri yorum yaparken, sesi kesilmeye başlıyor. Uyumuş yakışıklı perim.
Bana yine yaranamıyor. Bağırıyorum yine:
-Böyle olmaz, bugün sana 0 puan veriyorum.
Ben kaçık bir tipim. Çoraplarım da benim gibi. Her gün çöpte bir çorap var. İyi ki de benim yakışıklı peri, bu kaçığı çöpe atmıyor.



GÜZELLİK BAŞA BELA MI?

Güzel olmak çoğu zaman bir avantaj gibi görülür.
Güzel kadın. İyi talipleri çıktı, İşveren ona torpil geçiyor, güzel olduğunu biliyor, güzelliğini kullanıyor, dediğim dedik, herkes etrafında, her söylediğini doğru zannediyor, ukala....Vesaireler bitmez.

Güzel kadının etrafında pek kadın dostu yoktur aslında. Diğer kadınlar mecburiyet varsa yaklaşır, işini bitirir ve çekilir kenara. Kocalarının bulunmadığı ortamda buluşurlar güzel kadınlarla. Bahaneler yaratırlar gel gitler tekrarlanmasın diye. Güzel kadınları karalarlar eşlerine, 'çok saf' ya da 'aptal' olur güzel kadınlar. Ama güzel kadınlar maalesef, bütün bu oyunların en içli oyuncusudur güzel olduğu kadar. Her şeyin farkındadır, duymadığını duyar, görmediğini görür. Çünkü bunu defalarca yaşatır çevresindekiler. Hatta öyle ki; bazen güzelliğini kamufla ettiği durumlar dahi olur. Yalnız kalmamak için, yanlış anlaşılmamak için, güzelliğinin farkında değilmiş gibi davranmaya çalışır, öyle de davransa sonuç kaçınılmazdır. Güzelin pek dostu yoktur. Çevresine rakipler doluşur, iş ortamında ayağını kaydırmak isteyenler çok olur, açığını çabuk yakalar çevredekiler bu kadınların, onların yaptıkları küçük hatalar öyle büyür ki, başkası yapsa idare edilir, ama onlar yapmamalıdır.Bazen işe alınmaması,bazen işten çıkarılması bile güzelliğiyle bağlantılıdır kimi zaman.Çünkü huzuru bozmaktadır bu kadın. Herkesin huzuru kaçmıştır, çoğunluk kadınsa şayet.
Güzel olmanın bedellerini bir şekilde ödüyor bu kadın. Hem iş yaşantısında, hem ev yaşantısında, bu baskıyı hisseden güzel kadın, kocasının arkadaşları ve eşleriyle  bir kere görüştükten sonra, mecbur olunmadıkça, ikincisi tekrarlanmıyor. Yalnız bir çift oluveriyor güzel kadın ve eşi. Eşi de güzel kadınla evliliğin bedelini bu şekilde öder.  O da farketmeye başlar etraftaki kadınların kaçıştığını.

Düşünmek istemez, güzel olduğunu unutmak ister güzel kadın. Ama maalesef, erkeklerin bakışları hatırlatır güzel olduğunu. Kadınların bakışları ise, bir kere daha hatırlatır çirkin olmadığını...

Zaman geçtikçe güzelliğinin de bedelini ödeyecek olan güzel kadın, yıprandıkça, mutlu oluyor mu peki? Hayır tabi ki.  Hayatı boyunca yaşamının onu oturttuğu sıcacık koltuk, soğumaya başlıyor. Yaşamın ona sunduğu kırmızı parlak elma çürümeye başlıyor. Ve zaman, verdiklerini almaya başlayınca, daha mı çok acı çekiyor?
Peki şimdi; hala çok güzel olmanın mutluluk verici bir şey olduğunu düşünüyor musunuz?
 Firuze'yi  dinleyelim şimdi...

HAYALLER GERÇEK OLMUŞ!

Okuduğum bir yazıyı paylaşmak istedim okur. Siz de bilgilenin, bilgilenin ki, 'asla böyle bir şey olamaz' demeyin. Çünkü zamanında 'asla olmaz' demişler ve olmuş.Sizin de 'asla olamaz' dedikleriniz neler? Paylaşırsanız sevinirim. Mesela; ben zaman makinesinin olabileceğine asla inanmıyorum.
Buyrun, okuyun:

** Gelecekteki bilimsel ilerlemeler ne olursa olsun, insanlık Ay'a asla ulaşamayacaktır." (, vakum tüpünün kaşifi ve televizyonun babası.)

** Keşfedilebilecek her şey keşfedilmiş bulunuyor." (Charles H. Duell, commissioner, U.S. Office of Patents, 1899)

** Lokomotiflerin posta arabalarından iki kat daha hızlı gidebileceği hakkında beslenen kanaatten daha saçma ne olabilir?" (The Quarterly Review,England (March 1825)

** Ameliyatlarda acının dindirilmesi aptalca bir hayaldir. Onu aramaya çalışmak saçmalıktır. Ameliyatlardaki bıçak ve acı hastaların zihninde ebediyen birlikte yaşayacak iki kelimedir." (Dr.Alfred Velpeau (1839) French surgeon)

** İnsanların Ay'a seyahat edebileceklerini düşünmek, fırtınalı Kuzey Atlantik Okyanusunu buharlı gemiler kullanarak geçebileceklerini düşünmek gibidir." (Dr. Dionysus Lardner (1838) Professor of Natural Philosophy and Astronomy, University College,London)

** Ay'a roket göndermek gibi aptalca bir fikir, habis uzmanlaşmanın düşünceye karşı kapıları sımsıkı kapalı hücrelerde çalışan bilimcileri hangi saçma noktalara götürebileceğinin bir örneğidir."(A.W.Bickerton (1926) Professor of Physics and Chemistry, Canterbury College, New Zealand)

** Paris sergisi kapanınca elektrik ışığı da sönecek ve artık ondan hiç sözedilmeyecek." (Erasmus Wilson (1878) Professor at Oxford University)

** İyi bilgilenmiş kimseler bilirler ki, sesi teller üzerinden nakletmek imkansızdır, bu mümkün olsa bile böyle bir şeyin pratik bir değeri olamaz." (Editorial in the Boston Post 1865)

** Geçen yıl hiç bir radikal gelişme ortaya çıkmamış olmasından anlaşılıyor ki otomobil gelişiminin son noktasına pratik olarak ulaşmıştır." (Scientific American, Jan. 2, 1909)

** Havadan hafif ve uçabilen makineler imkansızdır." (Lord Kelvin, ca. 1895, Biritish mathematician and physicist)

** Radyonun geleceği yoktur." (Lord Kelvin,ca. 1897)

** Televizyon teorik ve teknik olarak mümkün olsa bile ben onun ticari ve finansal bakımdan imkansız olduğunu ve geliştirilmesi için çok fazla zaman harcamamamk gerektiğini düşünüyorum." (Lee DeForest, 1926 American radio pioneer)

** ENIAC'ın üstündeki hesap makinesi 19,000 vakum tüpüyle donatıldığına ve 30 ton geldiğine göre, geleckteki bilgisayarlarda belki de sadece 1,000 vakum tüpü bulunabilir ve onlar 1,5 ton ağırlığında filan olabilir." (Popular Mechanics, March 1949)

** Herkesin evinde bir bilgisayar bulunmasının gereği yok." (Ken Olson, 1977, President, Digital Equipment Corp.)

** Nükleer enerjinin bir gün elde edilebileceğine dair en ufak bir gösterge bile bulunmuyor. Bu, atomu istediğimiz gibi parçalayabileceğimiz anlamına gelirdi." (Albert Einstein, 1932)

KAPISINDAN GİTMİŞİM NE FAYDA!

                                                                      
 Gidiyorum
............

evet evet,
bu defa gerçek,
Hiç arkama bakmadan,
Usulca,
gidiyorum.

Sessizce,
Hiç kimse,
ama, hiç kimse duymadan,
Sardığım kolu aramadan
gidiyorum
Öptüğüm dudakları öpmeden,
Baktığım gözlere bakmadan,
Kapıyı açmasına izin vermeden
Hatta;
Gittiğimi görmeden
Gidiyorum.

O da;
Benim gidebileceğimi hissetmedi,
yüreğinden gittiğimi görmedi.
Kapısından gitmişim,
Ne fayda!

içiyorum
evet evet
bu defa gerçek,
öylesine değil,
bir nedeni var içmelerimin!

Bir baktım ki bomboş
Parklar sokaklar meydanlar
Çekmiş gitmiş eski dostlar
Paraya satılmış hayatlar

Bense burda yalnız
Boş vermişim hayata inat
Pembe düşlere dalmış

Ve sarhoş seni anmaktayım

Öyle gülmedim çok zamandır
Öyle ağlamadım hıçkırarak
Öyle anlamadım içtiğimden
Konuşmadım uzun uzun

An gelir döner kuşlar
Günbatımında susar rüzgar
Bir gün kulağın çınlar
An gelir diner yağmurlar
Biter bu yalancı sonbahar
Gözlerin beni arar