GERDEĞİ GÖREMEDEN



Çocukluğunu yaşamadı bile, arkadaşları sokakta oynarken, o amcasının oğluyla nişanlı idi, henüz 9 yaşındaydı. 14 yaşında ise evlendi.(başlık parasına satıldı desek daha doğru olur), Onun ailesinde kadının söz söyleme hakkı yoktu, denileni yapmak zorundaydı. Hayal bile kurma özgürlüğü olmadı. Hayallerinin, babası ve amcası tarafından duyulduğunu sanırdı. Sevmek gibi bir lüksü yoktu. Ortada bir yanlış var ise potansiyel suçlu kendisi idi. Suç işlenirse, kan davalarıyla sonuçlanan ölüm hikayeleri vardı onun dilinde.Duyguları olamazdı.Olmamalıydı.


Hep korkuyla yaşayan, sevmekten korkan, suçlanmaktan korkan küçücük bir kalbin öyküsüydü bu. Ona göre bu bir tabuydu. Cinsellik yanlıştı.. Öyle öğretmemişler miydi? Ama şimdi onu satmışlardı. Bir türlü aklı ermedi buna. Satınca yanlışlar doğru mu oluyordu?  Beyni anlam veremiyor, yüreği kan ağlıyordu. Bunları düşünmesi bile suçtu. Bu düşünceleri hemen terk etmeliydi. Bütün vücudunu korku sardı, tir tir titriyordu, o daha bir çocuktu aslında, babasının verdiği her karar doğru olmalıydı, o halde şu anda doğru olanı yapıyordu. Yapıyordu ama  körpecik  vücuduna söz geçiremiyordu. Sadece titriyordu bu vücut. Belki de şu ana kadar duyguları ilk defa harekete geçiyor, bir hesaplaşma yaşıyordu beyninde. Duygularının olduğunu ilk defa fark ediyordu, vücudunu ateş basmıştı,


Kızcağızın sorunu kendiyleydi, nefes nefese kalmıştı, kalp atışları hızlandı, gelinliğini çıkarmıştı, günahkar sayılırdı, ama, iç çamaşırını bir erkeğin yanında çıkaracak kadar günahkar olamazdı. Babası bu düşüncesinden dolayı kutlamalıydı onu aslında. Ah ne ayıp? Neler düşünüyordu böyle. Aklından silmeliydi saçma düşüncelerini…


Onu sabırsızlıkla bekleyen bir oğlan çocuğu, beklemekten delirmiş gözlerle onu süzerken, bu gözler kızcağızın bakışları ile karşılaştı, o anda biri yol göstermeliydi, ne olmalıydı, belki de sıcak bir dokunuş olmalıydı, ellerini ellerinde hissetmeliydi, ’Korkma’ deseydi biri…
Ama öyle olmadı. ’Korkma’ deseydi belki de korkmazdı.
Çok korktu, çok titredi, çok terledi. Bulunduğu yerde buz kesmişti.
Bir adım atmayı deneyecekti. Yukarıdan onu izleyen baba ve amca, onu ayıplar mıydı ki?
Ayağını kaldırdı, bulunduğu yere yıkıldı…
Ertesi gün gazeteler yazdı:
Gerdeği göremeden ölümü gördü
Töre gereği amcasının oğluyla evlendirilen 14 yaşındaki kız, düğün gecesi kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Kızın babası, kızının kızlığının daha önce bozulmuş olabileceğini öne sürerek   inceleme raporu sundu…

6 yorum:

Bolat dedi ki...

Hay böyle töreye, bu olayı töre diye adlandırmak bile barbarlık böyle töre mi olur!

want more fashion dedi ki...

tüylerim diken diken oldu !!!!!
o yasta kalp krizi =(

MİSİ dedi ki...

Töre evet, gazetemiz de avukatlığını yapıyor maalesef...

MİSİ dedi ki...

evet, maalesef, çok üzücü ama gerçek bir olay...

Aylin Şahin dedi ki...

İnceleme raporu sunmak ?
Burası aklımın alamayacağı kadar iğrenç bir yer oldu... O manşete ne demeli ?
Babalar hep kahramanlarıdır kız çocuklarının, keza benimde öyleydi. Ama -di'li geçmiş zamanda kaldı.
Biz onları kahraman eylerken, nice güzel sıfatlarla yüreğimizde yüceltirken, onlar insanlıktan nasıl bu denli çıkabiliyor anlayamıyorum.
Zihniyetlerini bir kenara atmak istiyorum, kalpleri yok mudur bunların diyorum, ama yok ki sonuç ortada.
Yazık, çok yazık 'baba' gibi güzel bir sıfatı hak edemeyen nice insana.

MİSİ dedi ki...

Gerçekten de çok yazık valla arkadaşım.Ama işte burası Türkiye, diye kalıplaşmış bir cümleyi kalıptan çıkarıyorum.
Bu ve buna benzer sebepten ölen binlerce insanımızın ailelerine allah sabır versin denir ya hani; onu söyleyemiyoruz zaten...
Allah rahmet eylesin diyorum.

Yorum Gönder